Hemen Ara
logo

Eski ve Hala Unutamadığımız Reklam Filmleri

Eski ve Hala Unutamadığımız Reklam Filmleri

Eski ve Hala Unutamadığımız Reklam Filmleri

Reklam filmleri insanların dikkatini çekmek için çekilen ve markaların kendilerini tanıtmasını sağlayan tanıtım filmleridir. Bu reklam filmleri hem iyi bir pazarlama taktiği hem de tanıtım yöntemidir. Yıllardan beri bazı reklam filmleri gerek senaryosu gerekse verdiği mesaj ile akıllara kazınmayı başarmıştır. Bu başarının arkasında sadece iyi bir bütçe veya iyi oyuncular değil, Türk halkının kalbine dokunmayı başarabilmek de vardır. Bu nedenle yıllar içinde bazı reklam filmleri unutulup giderken bazıları hala dün yayınlanmış gibi akıllarımızdadır. İşte bu akıllara kazınan reklam filmlerinden bazılarını sizler için derledik.

Telsim-Yılmaz Erdoğan

2001 yılında birçok Telsim reklamı çekildi. Ancak Yılmaz Erdoğan ile çekilen 1 dakikalık reklam filmi, akıllara yer edinmeyi başardı. Bu reklam filminde Yılmaz Erdoğan bir davetten ayrılırken karşısına çıkan ayakkabıcı çocukla kısa bir diyaloğu oluyor. Boyacı çocuk Yılmaz Erdoğan’ı ayakkabıyı boyamaya ikna ediyor ancak tam o anda telefon çalıyor ve çocuk telefonunu açıp sevimli şivesiyle konuşmaya başlıyor. Sonrasında ise telefonu Yılmaz Erdoğan’a verdiğinde ise Yılmaz Erdoğan aslında telefonda kimsenin olmadığını fark ediyor. Çocuk ise sürprizini de sonunda yapıyor ve nasıl oyunculuk yaptığını soruyor. Bu kısa ama insanın içini ısıtan reklam filmi, o dönemde hem Telsim için hem de ufak oyuncu için oldukça iyi bir izlenim oluşturmuştur. 1 dakikalık kısa bir tanıtım filmi olmasına rağmen insanlar tarafından oldukça beğenilmiş bir reklam filmidir.

Opet-Cem Yılmaz

Opet’in Cem Yılmaz’lı reklam filmi; “Asfalt ağladı be!”, “Hakkını ver arabanın hakkını!”, “Alırım anahtarını diyorum” ve “Sizin gibi gençleri pistlerde görmek isteriz” gibi efsane replikleriyle yıllarca akıllardan çıkmayan bir reklam filmi olmuştur. Reklamın konusu ise kısaca şöyledir; altındaki kırmızı yarış arabası ile ‘Mike’ isimli eski bir araba sürücüsü olan ana karakterimize meydan okuyan kötü karakterimiz, onu yarışa davet eder. Trafiğe kapalı bir pistte yapılan yarışta Opet yakıtı kullanan iyi karakterimiz, arabası eski olmasına rağmen yarışı kazanır ve kötü karakterin arabasını elinden alır. Opet’in yakıtlarının kalitesi ve yüksek performansını öne çıkartmak için çektiği bu reklam filminde Cem Yılmaz’ın sayısız ince esprisi de olunca tanıtım filmi oldukça etkili bir hal almıştır. Bu reklam filminde de Cem Yılmaz, birçok filminde olduğu gibi hem iyi hem kötü karakteri kendisi oynamıştır. İzleyicilerin de oldukça hoşuna giden bu oyunculuk yöntemiyle çekilen tanıtım filmi üzerinden yıllar geçse de hala unutulmamıştır.

Garanti-12 Dev Adam

Garanti Bankası, eskiden beri basketbolu destekleyen bir firma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu desteğini milli takımın dünya şampiyonası öncesinde de göstermiş ve herkesin diline dolanan “uh-ah dev adam, 12 dev adam” müziğiyle hala unutulmamıştır. Bu kısa ama etkili reklam filminde milli basketbolcular da oyuncu olarak oynamış ve reklam filmi genel olarak tren garında çekilmiştir. Milli oyuncuların boylarının uzun olması ile ilgili yapılan şakalar ve akıllara kazınan müziği ile başarılı bir pazarlama örneği olmuştur. Ayrıca reklam filminde Türk kültürü ve İstanbul da oldukça kullanılmış ve bunun sayesinde milli bir duygu oluşturulmuştur. Zira bu reklam filminde sonra Garanti Bankası hem kendi markasının tanıtımı yapmış hem de ülkede basketbola olan ilgili arttırmayı başarmıştır. Bu nedenle de yıllar geçse de 12 dev adam reklam müziği hala kulaklarda çınlamaya devam etmektedir.

Arçelik- Ben Çelik, Arçelik

Türkiye’nin teknoloji devlerinden Arçelik’in 2000’li yılların başında çektiği reklam filmi de izleyiciler üzerinde oldukça iyi bir izlenim bırakmış ve hala hatırlanmaktadır. Bu reklam filminde Şafak Sezer’in bir fabrikada gece bekçisi olan görev yaptığını ve nöbeti sırasında fabrikada bazı makinelerin kendiliğinden çalıştığını görüyoruz. Makinelerin kendiliğinden çalışmasından korkan Sırrı (Şafak Sezer), hemen iş arkadaşlarını arayarak neden makinelerin çalıştığını soruyor. O sırada makineler yıllardır aşina oluğumuz ufak robot Çelik’i üretiyor ve Çelik ile Sırrı karşılaşıyor. Aralarında geçen kısa sohbetin ardından ise Çelik’in de robot da olsa Türk kültürünün bir ürünü olduğunu görüyoruz. Yıllardır hala pazarlama ve reklamcılık alanında Arçelik’in yüzü olan Çelik, Türk halkı tarafından çok sevilmiş ve kabul görmüştür.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir